Yaşlanma karşıtı cilt bakımı denildiğinde akla ilk gelen ürünlerden biri hiç şüphesiz göz altı kremi. Çoğumuz, krem ne kadar yoğun ve kalın yapılıysa, o kadar iyi nemlendireceğine ve kırışıklıkları o kadar hızlı yok edeceğine inanıyoruz. Ancak dermatologlar bu yaygın efsaneyi kesin bir dille çürütüyor: Ağır yapılı kremler göz çevrenize iyilikten çok kötülük yapıyor!
- Fermente pirinç suyu lüks Kore toniklerinin cam cilt parlaklığı yaratan formülünü kopyalıyor.
- Niasinamid serumları C vitaminiyle üst üste sürüldüğünde cilt bariyerini eriterek kızartıyor.
- Sırılsıklam ıslak saça sürülen saç kremi su bariyerini aşamayarak kurumayı başlatıyor.
- Dondurulmuş yeşil çay küpleri pahalı yüz şekillendirici rollerların ödem atıcı etkisini kopyalıyor.
- Çinko oksitli pişik kremleri lüks sivilce losyonlarının iyileştirici hızını anında kopyalıyor.
Aynaya baktığınızda göz çevrenizde beliren o inatçı, sert, beyaz veya sarımsı küçük pütürlerin sırrı işte budur. Tıpta milia olarak bilinen ve halk arasında yağ bezesi sanılan bu keratin kistleri, sıkarak veya iğneyle patlatılarak geçmez; aksine yara izine dönüşür ve kalıcıdır. Sadece uzman bir dermatolog müdahalesiyle temizlenebilirler.
Ne Yapmamalısınız? Kırışıklıkları önleme umuduyla göz altınızı ağır, yoğun ve yağlı bir tabaka ile boğmaktan derhal vazgeçin. Eğer milia oluşumunu engellemek ve o bölgeye gerçekten fayda sağlamak istiyorsanız; hyalüronik asit veya peptitler içeren, su bazlı, ince jel ya da çok hafif losyon formundaki ürünleri tercih etmelisiniz. Unutmayın, o hassas bölge için ‘daha yoğun ve kalın’ olan, asla ‘daha iyi’ demek değildir!